ADALET AKADEMİSİNDEN ULUSLARARASI SEMİNER

05 Kasım 2021
Araştırma ve Geliştirme Merkezi
435

Türkiye Adalet Akademisinin Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı ve Avrupa Konseyi iş birliği ile yürüttüğü ‘Yargı Kararlarında Gerekçelendirme Çalışması’ kapsamında 5 Kasım 2021 tarihinde, ‘Kararların Gerekçelendirilmesine İlişkin Karşılaştırmalı Bakış Açıları’ konulu çevrimiçi uluslararası seminer düzenlendi.

Çalışma ile iyi uygulama örneği olan ülke mevzuatlarının gerekçeli karar hakkını nasıl düzenlediği, bu yabancı hukuk sistemlerinde faaliyet gösteren ilk derece, istinaf ve temyiz mahkemelerinin gerekçeli karar yazım usulleri ve standartlarının belirlenmesi, planlanan meslek içi eğitimlerde kullanılması ve nihayetinde Türk hukuk sistemine kazandırılması amaçlanıyor.

‘Kararların Gerekçelendirilmesine İlişkin Karşılaştırmalı Bakış Açıları’ konulu çevrimiçi uluslararası seminer; Avrupa Konseyi Adalet ve Adli İşbirliği Daire Başkanı Mikhail Lobov, Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Daire Başkanı Dr. Hacı Ali Açıkgül, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yargıcı Saadet Yüksel ve Türkiye Adalet Akademisi Başkanı Muhittin Özdemir’in açılış konuşları ile başladı.

 

YÜKSEL: GEREKÇELİ KARAR KONUSU KUTSAL BİR GÖREV

Programda bir konuşma yapan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yargıcı Saadet Yüksel, gerekçeli karar yazma hususunun çok önemli bir husus olduğunu vurgulayarak; “Hem güncelliğini koruyor, hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi mekanizması bakımından da çok önemli bir husus gerekçeli karar meselesi. Görev yapmakta olduğum şuan ki yargı çevresi bakımından da öncelikle vurgulanması gereken, sözleşmenin öngördüğü düzenlemede esas olanın hak ihlali yönünde öncelikli milli makamlar ve özellikle mahkemeler tarafından tespit edilip giderilmesi. Bu düzende Strazburg Mahkemesinin milli makamlara yönelik bir görevi var. Milli makam ve milli mahkemeler tarafından sağlanması gereken konuların düzgün işlememesi ve eksik kalması halinde yaşanacak sorunlar gündeme gelecektir. Gerekçeli karar meselesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Türk yargısı açısından diyalog ve iş birliği babında kutsal bir mesele olarak nitelendirilebilecek hususlardan biri olarak görülebilir. Strazburg Mahkemesinde geçmişte olmakla beraber yeni kararlarda daha sıklıkla görülen, yargısal süreç temelli inceleme ya da usuli inceleme olarak nitelendirilebilecek yargısal davaların ulusal kararların gerekçesi büyük önem arz ediyor.” İfadelerin yer verdi.

 

LOBOV: KARARLARIN GEREKÇELENDİRİLMESİ YARGI SİSTEMİNİN TEMEL UNSURU

Avrupa Konseyi Adalet ve Adli İşbirliği Daire Başkanı Mikhail Lobov, yargı kararlarının gerekçelendirilmesi konusunun yargı sisteminin en önemli ve temel unsuru olduğunu belirtti. Başkan Lobov; “Adalet Bakanlığına ve Adalet Akademisine bu kadar önemli bir toplantıyı organize ettikleri için çok teşekkür ediyorum. Bu faaliyet iki proje kapsamında yürütülüyor. Biri, ‘Batı Balkanlar ve Türkiye İçin Yatay Destek Projesi’ diğeri de ‘Ceza Adalet Sisteminin Güçlendirilmesi ve Avrupa İnsan Hakları İhlallerinin Önlenmesi İçin Yargı Mensuplarının Kapasitesinin Artırılması Projesi’. Kararların gerekçelendirilmesi, yargı sisteminin temel unsurlarından biri. Birçok Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadında da görüldüğü üzere gerekçelendirmenin düzgün şekilde yapılması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin uygulanabilmesi açısından çok önemli. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ilişkin bazı ihlallerin ulusal yargı kararlarında yeterince gerekçelendirilmemiş olmasından kaynaklandığını da görüyoruz. Yapılacak çalışmalar gelecekte ihlallerin önlenmesi ve uygulanması açısından çok önemli olacak. Bu seminerde iyi uygulamalar konusunda bir fikir alışverişinde bulunabileceğiz. Ve bu sayede de uluslararası uygulamalardan hareketle çeşitli konularda fikirlerimizi karşılıklı birbirimize aktarma şansı bulacağız” ifadelerine yer verdi.

 

AÇIKGÜL: GEREKÇELİ KARARIN ÜÇ TEMEL FONKSİYONUNDAN BAHSETMEK MÜMKÜN

Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Daire Başkanı Dr. Hacı Ali Açıkgül, gerekçeli karar hakkının ikna edici ve anlaşılabilir olmasının ilk amaç olduğunu vurguladı. Başkan Açıkgül; “Bu seminer; Avrupa Konseyi, Türkiye Adalet Akademisi ve Bakanlığımız tarafından birlikte organize edildi. Amacımız da, gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde ve diğer uluslararası metinlerde, gerek Anayasa’da açıkça belirtilen gerekçeli karar hakkının, yeterli ikna edici ve anlaşılabilir bir şekilde yargı kararlarına nasıl yansıması gerektiğine ilişkin ortak karar almak. Uluslararası bir forum etrafında diğer ülke uygulamalarının ve modellerinin görülmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi standartlarının görülmesi anlamında hem akademisyen, hem uygulayıcı arkadaşlarımızın katılımı ile iyi bir forum oluşturmak istedik. Gerekçeli karar hakkının birçok fonksiyonunun yanında üç temel fonksiyonundan bahsetmek mümkündür. Birinci olarak, yargı mensupları kararlarını gerekçelendirirken, maddi olayların, delillerin, anayasa, kanunlar ve düzenlemelerle nasıl ilişkilendirildiğini belirterek sübjektif tarafsızlık diyeceğimiz bir uygulamayı kendi kendilerine çek etmek durumunda kalacaklar. Kararların gerekçeli olmasının ikinci boyutu ise, verilen kararların üst mahkemeler, temyiz, istinaf ve bireysel başvuru kapsamında Anayasa Mahkemesi ve Avrupa insan hakları mahkemesi tarafından da incelenmesinde o delillerin neden o şekilde değerlendirildiği, bu sonuca neden ulaşıldığı hususlarında önemli. Üçüncü husus da, yargısal kararların muhatapları olan sanık, müdahil, şüpheli veya diğer kişilerin haklarında verilen kararların gerekçesini öğrenmek üzere hukuki öngörülebilirliğe katkı sağlayacağını düşünüyorum. Tüm paydaşlarımıza başarılar diliyorum” dedi.

 

ÖZDEMİR: TEMEL HEDEFİMİZ HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNE İNANAN HÂKİM SAVCILAR YETİŞTİRMEK

Türkiye Adalet Akademisi Başkanı Muhittin Özdemir, akademi bünyesinde yürütülen HELP eğitimlerine değinerek, hâkim adaylarının insan hakları konusunda iyi yetiştirilmesi için çaba sarf edildiğini belirtti. Başkan Özdemir; “Türkiye Adalet Akademisi, hâkim ve savcı eğitimlerini yerine getiren bir kurum. Bizim kurumumuzun temel bir amacı var, o da Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 138. maddesinde yer alan Anayasaya, mevzuat ve kanunlara uygun olarak vicdanlarıyla karar veren, insan haklarına saygılı, hukukun üstünlüğüne inanan, hâkim ve savcılar yetiştirmektir. Türkiye Adalet Akademisi bir reform sürecinden geçti. Bu reform süreci sonrasında ilk yılımızı kurumsal reform süreciyle geçirdik. Adalet Akademisinin teşkilat yapılanmasını, öğretim üyesi kadrosunu, hâkim ve savcı eğitimlerini, personel çalışmalarına yönelik çalışmalarımızı sürdürdük. İlk bir yıl içerisinde aday eğitim sisteminin reforma edilme sürecine yürüttük. Hâkim adaylarının insan hakları konusunda iyi yetiştirilmesi için de çaba sarf ediyoruz. İnsan hakları merkezimizi işlevsel hale getirdik. Yönetmelikte belirtilen görev tanımlarını yaparak, çalışacak ekibimizi oluşturduk. Çalışmalarımız verimli bir şekilde ilerliyor. İnsan hakları merkezinin yürüttüğü çalışmalar kapsamında HELP eğitimlerinde geçen yıl istatistiklerde Avrupa ikincisi olduk, şuanda da hâkim ve savcılarımıza yeni üç HELP modülünün eğitimini gerçekleştiriyoruz. Yaptığımız faaliyetlerin içerisinde en önemlisi gerekçeli karar yazma çalışması. Adalet Akademisi müfredatında bugüne kadar hiç olmayan gerekçeli karar yazılmasına yönelik ders koyduk. Çalışmalarımız bu minvalde devam edecektir. Tüm katılımcılara teşekkür ediyorum” dedi.