ADALET AKADEMİSİ ‘SAĞLIK ÇALIŞANLARININ HUKUKEN KORUNMASI SEMPOZYUMU’ DÜZENLEDİ

10 Mart 2022
Türkiye Adalet Akademisi
943

T.C. Sağlık Bakanlığı, T.C. Adalet Bakanlığı ve Türkiye Adalet Akademisi iş birliğinde düzenlenen “Sağlık Çalışanlarının Hukuken Korunması Sempozyumu” gerçekleştirildi.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Türkiye Adalet Akademisi Başkanı Muhittin Özdemir’in katılımıyla “Sağlık Çalışanlarının Hukuken Korunması Sempozyumu” düzenlendi.

Pandemi süreciyle 2 yıldır özveriyle büyük mücadele eden Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ederek sözlerine başlayan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, sadece Türkiye’de değil dünyanın dört yanında haksızlık ve hukuksuzlukla amansız ve fakatsız mücadelenin herkesin boyun borcu olduğunu söyledi. Bakan Bozdağ: “Sağlık çalışanları yönelik şiddetin vicdanları sızlattığını vurgulayarak, “Bir adam çok sevdiği evladına elleriyle şifa dağıtacak bunun için ‘biraz müsaade et şunu bir muayene edeyim’ diyen hekime, sağlık personeline nasıl öfkelenir, şiddet uygular? Ben bunu anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Benim mantığım da almıyor vicdanım da almıyor” dedi. Sağlık alanında dünyaya örnek adımlar atan Türkiye Cumhuriyet Devleti büyük örnekliğini pandemiyle mücadelede de başarıyla göstermiştir. Hakikaten dünyanın dört bir yanında pandemiyle mücadele edilirken, Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı, hekimlerimizin, sağlık çalışanlarımızın ortaya koyduğu başarılı mücadele Türkiye’yi bu noktada bir kez daha dünyaya örnek yapmıştır. Bu vesileyle pandemi döneminde hayatını kaybeden hekimlerimize, sağlık çalışanlarımıza ve her bir vatandaşımıza Cenab-ı Haktan ayrı ayrı rahmet diliyorum. Şu anda pandemiyle mücadele eden insanların her birine de ayrı ayrı şifa temenni ediyorum. İnşallah onlar da şifa bulur yakında aramıza katılırlar diye dua ediyorum.

BAKAN BOZDAĞ: ‘HAKSIZLIK VE HUKUKSUZLA MÜCADELE HERKESİN BOYUN BORCUDUR’

Hastalıkla mücadele olduğu gibi pandemiyle mücadele olduğu gibi pek çok haksızlıkla ve hukuksuzlukla da mücadele lazım ki dünyamız daha güzel olsun yaşadığımız toplumda insanlar daha mutlu ve huzurlu olsunlar. Haksızlıkla, hukuksuzlukla her yerde her biçimde amasız fakatsız bir mücadele hepimizin boynunun borcudur. Eğer biz bu mücadelede esneme gösterirsek o zaman haksızlığın ve hukuksuzluğun bize tahakküm etme ihtimalini gözden ırak tutmamalıyız. İşte yanı başımızda Ukrayna’ya Rusya’nın saldırısı sonucunda büyük bir yıkım ve acı devam etmektedir. Çocuklar, kadınlar, engelliler, hekimler, sağlık çalışanları herkes bu yıkıcı ve öldürücü savaşın tehdidi altında büyük bir zorlukla mücadele etmektedir. Bu savaşta hayatını kaybeden her bir Ukraynalı çocuğun, kadının, yaşlının, hekimin ve insanın hayatını kaybetmesinden elbette saldırıyı yapan Rusya sorumludur ama bütün bunlara sebebiyet veren ve üzerlerine düşeni yapmayan uluslararası toplum da bu noktada mesuliyetten kurtulamaz. Haksızlıkla sadece ülkemiz içinde değil komşu coğrafyalarda da dünyanın dört bir yanında da gözümüzü kapatmadan, kulağımızı tıkamadan suskunluğa bürünmeden etkin bir mücadeleyi yapmak zorundayız. Umuyor ve diliyorum ki bu kanlı savaş çabuk biter, silahlar susar, ateşkes ilan edilir. Silahların yerini diploması alır ve konuşarak bu mesele kısa zamanda çözüme kavuşur. Zira bu meselenin yakıcılığı sadece Ukrayna’yı değil, dünyanın dört bir yanını da etkiler düzeydedir. Daha da etkileyeceğe benzemektedir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanlığımızın liderliğinde bu konuda en etkin politikayı ortaya koymakta, her iki tarafında güvenini kazanan bir ülke ve lider olarak cumartesi günü Antalya’da önemli toplantıya ev sahipliği yapmaktadır. İnşallah Antalya’da ki toplantı da bu konuda haksızlık ve hukuksuzluğun sona ermesinde, silahların susmasında, barışın gelmesinde, önemli ve tarihi bir adım olur. Türkiye bu noktada ki tutumunu sürdürecektir. Temennimiz budur, bu vesileyle tekrar bu savaşın durmasını barışın gelmesini temenni ettiğimizi bir kez daha tekrar ediyorum ve buradan çağrı yapıyoruz. Lütfen kanı durdurun. Lütfen savaşı durdurun. Lütfen sürgünlere, göçlere, yerinden yurdundan insanların edilmesine son verin. Lütfen insanların yaşamasına izin verin. Diyor ve herkesi bu noktada duyarlı olmaya davet ediyorum.

SAĞLIK ÇALIŞANLARINA HER TÜRLÜ DESTEĞİ SINIRSIZ VERMEYE HAZIRIZ

Hâkimler ve savcılar bizim haklarımız ve hürriyetlerimiz hakkında karar tesis ederken hekimler ve sağlık çalışanları bizim yaşam hakkımız ve daha kaliteli daha iyi yaşama hayatımıza devam etmemiz için büyük görev yapmaktadırlar. Biri haklar ve hürriyetler öbürü yaşam hakkı bakımından tarihi öneme sahip önemli görevler ifa etmektedir. Esasında yaşadığımız zaman temel hak ve hürriyetleri kullanma ve onlardan istifade etme imkânı var. Ama yaşam hakkını kaybeden birinin sahip olduğu temel hakları kullanma ve onlardan istifade etmesi de mümkün değildir. Esasında haklarımızı ve hürriyetlerimizi sağlık içinde güvenle kullanmamızın sigortalarından bir tanesi de hekimlerimiz, sağlık çalışanlarımız, diş hekimlerimiz ve bu alanda emek veren ter dökenler. O yüzden ben hekim kelimesi ile hâkim kelimesinin köken birliğinden birbirine benzerliğinden öte ikisinin hizmet ettiği değerlerin hepimizin hayatı için son derece anlamlı ve yüce olduğuna inanıyorum. O nedenle de diyoruz ki bizim Anayasamız ve yasalarımız yaptıkları işler dolayısıyla aldıkları kararlar nedeniyle hâkim ve savcılar için ne tür bir teminat öngörüyorsa hekimler, diş hekimleri ve sağlık çalışanları içinde aynı güvenceyi teminatı öngören tarihe adımı atmalıyız. Hekimlerimiz de hâkimlerimiz gibi korunmalı ikisi de bizim hayatımızı bizi koruyan bizi kollayan bize değer veren önemli görevleri ifa ediyorlar. Zira sağlık çalışanlarının ben Bakanlık olarak da emrindeyim, vatandaş Bekir Bozdağ olarak da emrindeyim her türlü desteği sınırsız vermeye hazırız.

SAĞLIK ÇALIŞANLARININ HAKKINI VE HUKUKUNU KORUYACAĞIZ

Tazminat davaları karşısında hekimlerimizin, diş hekimlerimizin ve sağlık çalışanlarını korumanın çift yönlü bir faydası olduğuna inanıyorum. Bir taraftan da vatandaşımızı koruyacağız bu yolla. Öbür taraftan da hekimlerimizin standardını yükseltme ve onların cesur kararlar alarak vatandaşımızın şifasını hızlandırma yolunda hızlı adımlar atmasını sağlayacağız. Eğer bir hekim verdiği bir kararda muayene sırasında teşhis sırasında, tedavi sırasında verdiği bir kararda hataya düşerse veya herhangi bir nedenle eksiklik olur karşısında da milyonlarca Tl’lik tazminatlara muhatap olduğunu düşünürse o kararları vermekte çekingen davranır. Hatta TUS sınavına girerken meslekleri tercihlerde bile tercih edenler pratisyen hekimlerimiz tazminat risklerini göze alarak riski daha az olan alanları tercihe yönelebilirler ki şuanda da öyle bir risk zannedersem var. Bu korku ve baskı altında hekimlerimiz bizim sağlığımız için istenilen adımları cesurca atabilir mi? Bazıları belki bu gelen tazminat davalarına karşı tedbiri yanlış değerlendirebilirler. Biz bir yandan hekimlerimizi, diş hekimlerimizi, sağlık çalışanlarımızın hakkını, hukukunu koruyacağız öte yandan da bu yolla vatandaşlarımızın yakalandığı dertten hastalıktan hızlıca kurtulmasının yolunu açacağız.

İÇTİHATLARIN DOĞRU OLMASI SON DERECE ÖNEMLİ

Yargı görevi yapanların yorumu içtihatı oluşturuyor. Bu içtihatların doğru olması son derece önemli. Kararları verirken de merhamet değil adaleti esas almak lazım. Eğer bir demin gördük yansıda hekimlerimize uygulanan şiddeti böylesi bir halde gelmiş. Sağlık hizmetleri temel kanununda bunu tutuklama nedeni sayılan hallerden olacağı yazmış ama buna rağmen efendim hemen ifadesini alıp bırakıyorsa ben ne diyebilirim. Takdir onun ama biz ancak eleştirebiliriz. Hepimize çok iş düşüyor. Çünkü aşağıda görev yapan hâkim ve savcılar kanuna göre rota tayin ediyor ama Yargıtay’a göre esas rotayı oradan çiziyorlar. Birkaç böyle içtihatta bunlara dikkat çekerse Yargıtay’ımız ben eminim ki aşağıdaki aksaklıkların önemli bir kısmı bu içtihatlar çerçevesinde yeni bir düzene kavuşacaktır. Her bir hekimimizin ve sağlık çalışanımızın 14 Mart Tıp bayramını gönülden tebrik ediyorum.” İfadelerine yer verdi.

BAKAN KOCA : ‘ŞARTLARIMIZIN, HUKUKUMUZUN KORUNMASI LAZIM’

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, salonda adaletin temsilcilerinin bulunduğunu hatırlatarak, "Bense, bugün karşınızda tedavi etmeye çalıştığı bir hastası ya da hastasının yakını tarafından şiddete uğramış bir hekim olarak oturabilirdim. Bugün karşınızda erken doğmuş, yenidoğan yoğun bakımda yaşatmaya çalıştığım ve gözlerini kaybetmiş bir bebeğin ailesi tarafından haksız bir davaya uğramış bir hekim olarak da oturabilirdim." dedi. Sağlık çalışanlarının iki önemli sorununu çözmek için Bakan Bozdağ ile göreve geldiği ilk günden beri uzun mesailer harcayarak çalıştıklarını vurguladı.  

Bakan Koca; “Bu iki sorunun çözüme ulaşması için gösterdikleri samimi çaba için camiamız adına Adalet Bakanımız Bekir Bozdağ'a çok teşekkür ederim. Sesimizi duydu, kendisini bizim yerimize koydu, inisiyatif aldı ve büyük gayret gösterdi. Bizler uzun süredir sağlıkta şiddetin önlenmesi ve malpraktisin suiistimal edilmemesi için Sayın Bakanımla çalışıyoruz. Mevzuat açısından ihtiyacımızın tanımını birlikte yapmaya çalıştık. Fakat burada esas gücümüz sizler olacaksınız. Yaşadığımız zorluklara sizler inanmazsanız netice almamız mümkün değil. Kanun ile sınırlar çiziliyor. Mevzuat buna uygun olarak belirleniyor. Kural, haddi tanımlıyor. Haddi aşanın ise cezalandırılmasını işaret ediyor. Bugün konulan kural, haddi aşana haddini bildirmiyor. Yasanın huzuruna giden olayları azaltmak için çalışıyoruz. Fakat yasa, koruyucu bir çatı; demir parmaklıklar had bildirir bir gerçek olmadan arkadaşlarımızın imdat çığlıkları, beyaz kod panikleri hiçbirimize huzur vermez.

MESLEĞİNİ ONURUYLA YAPAN BİNLERCE HEKİMİMİZİ İŞİNİ KAYGIYLA YAPMAKTAN KURTARMALIYIZ

Bir hâkimin- savcının ya da avukatın hüküm vermek, iddiada bulunmak ya da hakkını savunmak için konuşmak istediğinde dilinin kesildiğini düşünün. Hem de hakkında hüküm verdiği, hakkında iddiada bulunduğu ya da hakkını savunduğu kişi tarafından. Bu korkunç olayın, bir cerrahın bir daha ameliyat yapamayacağı seviyede elinin kesilmesinden ne farkı var? En ufak bir sağlık sorunu yaşadığımızda dilimizden düşürmediğimiz bir ifade var; 'her şeyin başı sağlık'. Bu sözün dilden hakikate dönüşmesinin bir sonucu var. Sağlığın başı kesilirken sizlerin sessizce beklemeyeceğinden eminiz demektir. Her meslek grubunda işini gereği gibi yapmayan az sayıda kişi olabilir. Bunlar için alınacak tedbirlerde hiçbir beis yok. Ancak mesleğini onuruyla yapan binlerce hekimimizi işini kaygıyla yapmaktan kurtarmalıyız.

YARGI MENSUPLARINA ÇAĞRI

Sağlık Bakanı Koca, sağlıkta şiddet suçlarına karşı artık ne yapılması gerektiğinin bilindiğine, suçun kamuyu hedef alan boyutunun ise giderek çok daha iyi kavrandığına inandığını vurgulayarak, "Malpraktis davalarındaki istismarlar konusunda ise aynı kökten gelen hekim ve hakim kelimelerinin kardeşliğini hatırlatıyorum. Sağlığa, sağlık hizmetine hepimizin ihtiyacı var. Bugün ise sağlıkçıların size ihtiyacı var. Hakkımızı, hukukumuzu lütfen koruyun." diye konuştu.

 

ÖZDEMİR: SAĞLIK ÇALIŞANLARININ KORUNMASI TÜM YÖNLERİYLE ELE ALINACAK

Türkiye Adalet Akademisi Başkanı Muhittin Özdemir de, COVİD-19 salgını sürecinde sağlık çalışanlarının verdiği emeğe değindi. Başkan Özdemir: “Adalet, Devletin, Sağlık ise insan yaşamının temelidir. Devletlerin kuruluşu insanın mutluluğunu, refahını amaçlar. Adalet ve sağlık çalışanları da bu amaca hizmet eder.  Özellikle son iki yıldır bütün dünyada olduğu gibi, ülkemizde de yaşanan COVID-19 salgını ile mücadelede sağlık çalışanlarının verdiği emek, vatandaşlarımız tarafından takdirle karşılanmıştır. Buna rağmen, Sağlık çalışanları şiddet eylemlerine maruz kalmaya devam etmektedir. Ayrıca görevleri gereği yapmış oldukları tıbbi uygulamalar sonucunda meydana gelen olumsuz durumlar nedeniyle ağır tazminat ve cezai sorumluluklarla karşılaşmaktadırlar.

OLASI EKSİKLİKLER BELİRLENECEK

Türkiye Adalet Akademisi olarak, sağlık çalışanlarının görevlerini yerine getirirken yaşadıkları mağduriyetlerin giderilmesini önemsiyoruz.  Düzenlenen bu sempozyumun amacı; sağlık çalışanlarının hukuken sahip oldukları haklar, hak arama süreçleri hakkında farkındalık oluşturmak ve bu konularda hâkim ve savcıların uygulamalarına yön vermektir.

Sağlık çalışanlarının hukuken korunması konusunun bütün yönleriyle ele alınacağı sempozyum, “Sağlıkta Şiddet ve Sağlık Çalışanlarının Korunması” ve “Tıbbi Uygulama Hataları ve Hukuki Sonuçları” başlıklı iki oturumdan oluşmaktadır.  Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı temsilcileri, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay daire başkanları, üyeleri ve kıymetli akademisyenlerin katılımıyla gerçekleştirilecek sempozyumda; uygulamaya dönük çözümler üretilmesi, uygulama birliği sağlanması ve olası mevzuat eksikliklerinin belirlenmesi hedeflenmektedir.

TÜM SAĞLIK ÇALIŞANLARIMIZIN TIP BAYRAMI KUTLU OLSUN

II. Mahmut döneminde, ilk kez kurulan cerrahhanenin kurulduğu tarih olan 14 Mart 1827, Türkiye'de modern tıp eğitiminin başladığı gün olarak kabul edilmiş, 14 Mart günü, "Tıp Bayramı" olarak kutlanılmaya başlanılmıştır. Tıp Bayramı öncesinde; bu sempozyumun düzenlenmesine vesile olan ve desteklerini esirgemeyen başta Adalet Bakanımız Sayın Bekir Bozdağ ve Sağlık Bakanımız Sayın Fahrettin Koca olmak üzere, emeği geçen Sağlık Bakanlığı yetkililerine ve son olarak çalışma arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. Tüm sağlık çalışanlarımızın 14 Mart "Tıp Bayramı"nı şimdiden kutluyorum.” dedi.